Konu : Dava
Dilekçesi
DURUŞMA TALEPLİDİR
YÜRÜTMEYİ DURDURMA İSTEMLİDİR
…..
NÖBETÇİ VERGİ MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA
DAVACI : ……….
T.C. KİMLİK NO :
VEKİLİ : Av. …….
Adres : ……..
KARŞI TARAF (DAVALI) : …………..
Adres : ………….
DAVA KONUSU
VERGİNİN :
Nev’i : Katma Değer
Vergisi
Tutarı :
…..- TL.
Yılı : 2016/1, 2, 3,
4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12
DAVA KONUSU
CEZANIN :
Nev’i : Vergi Ziyaı
Cezası
Tutarı :
……………..-TL
Yılı :
2016/1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11,
12
DAVA KONUSU
İHBARNAMENİN :
Tarihi
: 07.05.2020
Numarası : 20200507000DSA1, 2, 3, 4…….
Tebliğ Tarihi : ………….
AÇIKLAMALAR :
NETİCE VE İSTEM : Arz edilen
nedenler ve Mahkemenizce re’sen gözetilecek sebeplerle DAVANIN KABULÜNE ve
yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına
karar verilmesi arz ve talep olunur. 29.11.2020
Davacı
…………….
Eki :
Dava işlem dosyası belgeleri
Davanın konusu bölümü; öncesinde de
açıkladığımız gibi vergi idaresinin tesis ettiği işlemin iptali için yapılacak
işlem dava dilekçesi olarak tanımlanmaktadır.
Yürütmeyi durdurma ve duruşma istemi
dava türlerine göre farklılık göstermekle birlikte, aşağıda bu konular detaylı
olarak açıklanacaktır, ancak bu yönde bir istemimiz var ise mahkemenin
dikkatini çekme amacıyla dilekçenin giriş bölümüne burada da yazıldığı gibi
koyu ve büyük harflerle yazmakta fayda vardır.
Hangi mahkemede ve nerede bulunan
mahkemede dava açılacağına geldiğimizde ise; Kanunda vergi mahkemeleri nezdinde
açılacak davalar sayılmıştır, bunlar genel bütçeli idarelerin, il özel
idarelerini, belediye ve köylerin kapsamına giren; bu dairelere ilişkin vergi,
resim, harç ve benzeri yükümlülükler ile bu yükümlülüklere ilişkin zam ve
cezaları ile tarifelere ilişkin uyuşmazlıklar ve de 6183 sayılı kanun
uygulamasından doğan uyuşmazlıklar girer. Vergi mahkemeleri özel nitelikli
mahkemelerdir, bu nedenle bu mahkemeler nezdinde açılacak davalar sınırlı
olarak sayılmıştır, bu sayılanlar dışında kalan davaların vergi mahkemeleri
nezdinde görülme ihtimali yoktur. Bu konuda karışıklık olacak bir husus zaten
yoktur, kanun uyarınca vergi idaresi hakkımızda bir işlem tesis ettiyse hangi
mahkemede dava açacağımıza da tarafımıza bildirmek zorundadır, ayrıca vergi
dairesinden gelen belgeye herhangi bir itirazımız varsa tamamına yakınının
itiraz mercii vergi mahkemeleri olmaktadır.
Görevli mahkemeyi açıkladıktan sonra
yetkili mahkemeye geldiğimizde ise; dava konusu idari işlemi yapan idari
merciin bulunduğu yerdeki vergi mahkemesi bu davalarda yetkilidir. Yukarıda da
anlattığımız gibi zaten vergi idaresi hakkımızda bir işlem tesis ettiyse hangi
vergi mahkemesinde dava açılması gerektiğini de tarafımıza bildirmek
zorundadır.
Mahkemeye vermiş olduğumuz dava
dilekçesi neticesinde mahkemenin yapacağı ilk inceleme üzerine mahkeme vergi
mahkemesinin değil de idare mahkemesinin görevli ve yetkili olduğunu düşünürse
bizim hiçbir talebimize gerek dahi olmadan dilekçeyi görevli ve yetkili birime
gönderir. Ancak adli yargının görevli olduğuna kanaat getirirse davaları
reddeder, bu nedenle idari yargı ve adli yargıda görülecek dava ayrımına önemle
dikkat etmek gerekir.
Davacı bölümüne geldiğimizde ise;
vergi idaresi işlemi kimin adına tesis etmişse bu bölümde onun gösterilmesi
gerekir. Karışıklığa sebebiyet vermemesi ve mahkemenin kişiyi tam olarak
saptaması için t.c. kimlik numarasının da yazılması gerekmektedir. Burada dikkat
edilmesi gereken husus işlem tesis edilen kişi tarafından dava açılması
gerekliliğidir, işlem tesis edilen kişinin annesi, babası, kardeşi vb. yetkisi
olmayan kişilerce açılan dava esasa dahi girmeden ehliyet sebebiyle
reddedilmekte ve bu yönüyle de belki de haklı olduğumuz bir konuda mağduriyet
yaşamak durumunda kalırız. Vasinin veya velinin kanundan kaynaklanan gözetim
hakları olduğu için vasisi veya velisi olduğu kişi hakkında bu durumu
belirterek dava açmasında yasal bir engel bulunmamaktadır.
Kısıtlılık
ve özel durumlar harici tüm davalarda olduğu gibi idari yargıda da vekille
temsil zorunluluğu bulunmamaktadır. Ancak bir vekil tutulacak ise bunun mutlaka
avukat olma zorunluluğu vardır, mali müşavir veya muhasebecinin bizi vergi
mahkemesi nezdinde temsil edebilme yetkisi yoktur.
Adres kısmı da önem arz eder, çünkü
davayı açtıktan sonra ilgili tebligatları mahkeme belirttiğimiz adreslere yapar
burada yaşanacak bir aksama davamızın açılmamış sayılmasına kadar
ilerleyebilir.
Davalı kısmı ise; davalı
vergi idaresidir, bu durumda davalı kısmına yazılması gereken kısım hakkımızda
idari işlemi tesis eden vergi idaresidir. Bu vergi dairesi müdürlüğü
olabileceği gibi, vergi dairesi başkanlığı da olabilir. Bazı dava türlerinde
ise Gelir İdaresi Başkanlığı olarak karşımıza çıkmaktadır, burada yapılacak
olası bir yanlışta mahkeme kendiliğinden yetkili idareye hasım düzelterek dava
dilekçesini göndermektedir.
Dava konusuna geldiğimizde ise; bu
kısımda açılacak davalara göre farklılık arz edebilir ancak işin mantığı
benzerdir, burada Katma Değer Vergisinden kaynaklı vergi/ceza ihbarnamelerinden
bahsettik. Bu ödeme emri olabileceği gibi, usulsüzlük cezası, haciz işlemi veya
idarenin tesis ettiği bir işlemde olabilmektedir.
Vergi ceza ihbarnamelerinde önce iptalini
istediğimiz verginin türü yazılır, katma değer vergisi, gelir vergisi, damga
vergisi vb. türleri olabilmektedir. Sonra bu verginin dönemleri ile parasal
miktarı yazılır. Bu vergi türlerine pek tabi cezada uygulanmaktadır, bunlar
genellikle derecelerine göre 1 kat ve 3 kat olmaktadırlar, 1 kat cezalarda
vergiye bağlı cezada davacı mükellefin bu fiili bilerek yapmadığı veya iyi
niyetli olduğu kabul edilirken 3 kat kesilen cezalarda bilerek kamu maliyesini
zarara uğrattığı hususu göz önüne alınır.
Hakkımızda yalnızca ceza tesis
edildiyse; özel usulsüzlük veya usulsüzlük cezası olabilir, idarenin hakkımızda
tesis ettiği işlemin iptalini talep ettiysek bu yazıya karşı açılan bir dava
olabilir, ya da ödeme emrine karşı açılan davalar artık 6183 sayılı kanuna göre
tahsil aşamasına geldiyse idarece gönderilecek belgelerin içerisinde cezalarda
bulunduğundan sadece bu belgelerin iptalini istemek yeterlidir.
İhbarname bölümüne geldiğimizde ise;
bu ihbarname olabileceği gibi ödeme emri de olabilir ya da tesis edilen işlem
yahut haciz tatbiki de olabilmektedir. Mantık genel olarak aynıdır, iptali
istenen belgenin tarihi ve numaraları yazılır ve bu belgenin tarafımıza tebliğ
edildiği tarih belirtilir. Tebliğ tarihi burada önem arz eden bir durumdur,
çünkü dava açma süremizin başlangıcına delil teşkil eder. Genel olarak
ihbarname ve idari işlemlere karşı dava açma süresinin 30 gün, ödeme emri ve
haciz işlemlerine dava açma süresinin ise 15 gün olduğunu unutmamak gerekir.
Açıklamalar kısmı ise; Burada iptalini
talep ettiğimiz idarenin işleminin ne yönleri ile usulüne aykırı olduğu ve bizi
haklı çıkaracak genel açıklamalar yapılır. Talep gelmesi durumunda ayrıntılı
açıklamalar yapılacağını tekrarladıktan sonra; ihbarnameye karşı açılacak
davalarda; vergi inceleme raporu baz alınarak düzenlenen ihbarnamelerin somut
tespitler içermediği, gerekli ve yeterli araştırma yapılmadığı, şirketin yada
ilgilinin yapılandırmaya başvurduğu, vergi veya matrah artırımı müesseselerinden
yararlandığı, tebligatların usulüne uygun yapılmadığı iddialarından
yararlanılabilir. Ödeme emrine karşı açılan davalarda; asıl borçlu şirketten
tahsil olasılığının denenmediği, asıl borçluya usulüne uygun tebligat
yapılmadığı, borcun tahakkuk veya tahsil zamanaşımına uğradığı iddialarına yer
verilebilir. Bu örnekler genişletilebilir veya dava olaya göre farklılaşabilir.
Dilekçenin en canalıcı noktasını bu kısım oluşturmaktadır.
Netice ve istem kısmına geldiğimizde
ise; açıklamaları yaptıktan sonra kısacası mahkemeden ne istediğimizi
belirtiriz, bu istek genellikle vergi idaresinin hakkımızda tesis etmiş olduğu
işlemin iptalidir. Ancak bu istem talep edilirken sade ve net olunması gerekir
aksi bir karışık istem durumunda dilekçemiz mahkeme tarafından reddedilir.
Reddi istenen olgular ise idari yargı kapsamında güncel menfaatimizi etkileyen
kesin ve yürütülmesi zorunlu hususlar olmalıdır. Takdir komisyonu kararı yada
vergi inceleme raporları bu hususları ihtiva etmediği için bunların iptalini
talep etmek davamızın reddini gerektirmektedir, açıklanan kısımlara dikkat
etmekte yarar vardır.
Yukarıda açıklamasını yaptığımız
duruşma istemine geldiğimizde ise; idari yargıda genel olarak yazılı yargılama
esastır, ancak bazı durumlarda mahkemenin dikkatini daha iyi çekebilmek veya
hakimlere özellik arz eden durumları açıklayabilmek için duruşma istemi
kaçınılmaz olabilir. Bu talebe rağmen her dava duruşmalı görülmez. Değeri
yıllara göre artan miktarları geçen davalarda taraflardan birinin talebi varsa
mahkeme o dosyayı duruşmalı olarak görmek zorundadır, diğer durumlarda duruşma
açılması mahkemenin takdirindedir.
Yürütmeyi durdurma istemi ise;
ihbarnamelere karşı açılacak davalarda tarh aşamasında bir işlem olduğu için
dava açılması ile birlikte vergi idaresinin işlemi kendiliğinden durur bunun
dilekçe de ayrıca belirtilmesi gerekmez ancak tahsil aşamasına gelmiş işlemler
için bunun ayrıca dava dilekçesinde belirtilmesi ve mahkemenin yürütmenin
durması yönünde karar vermesi gerekir, bu dava türleri ödeme emri olabileceği
gibi haciz işlemi de olabilir veya idari işlem tesisi sonucu açılan davalarda
yürütmenin durması konusuna girmektedir.


0 Yorumlar