Tercüme İşlerinin Vergilendirilmesi

Veren Makam : Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı

Tarih : 17/04/2014 Sayı : 393

İlgide kayıtlı özelge talep formunda; ...Vergi Dairesi Müdürlüğünün ...vergi kimlik numaralı mükellefi olduğunuzu, aynı zamanda tercümanlık hizmetleri veren bir limited şirkette ortaklığınız olduğunu, şahıs işletmenizde gelen işleri dışardaki tercümanlara gider pusulası karşılığı yaptırıp işletmeniz aracılığı ile faturalandırdığınızı, şahıs işletmenize “işletme defteri” tasdik ettirdiğinizi belirterek, serbest meslek kazanç defteri kullanmak zorunda olup olmadığınız ve yanlış defter tasdik ettirmeniz halinde KDV yönünden ilgili yıl kayıtlarının durumu hakkında Başkanlığımızdan görüş talep edilmiştir.

Bilindiği üzere, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 37’nci maddesinde; “Her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançlar ticari kazançtır.” hükmüne,

65’inci maddesinde; “Her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.

Serbest meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.” hükmüne,

66/2’nci maddesinde ise, “Bizzat serbest meslek erbabı tarifine girmemekle beraber serbest meslek erbabını bir araya getirerek teşkilat kurmak veya bunlara sermaye temin etmek suretiyle veya sair suretlerle serbest meslek kazancından hisse alanlar;” hükmüne yer verilmiştir.

Konu ile ilgili olarak yayımlanan 221 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin “1.1. Serbest Meslek Faaliyeti” başlıklı bölümünde;

“…bir faaliyetin serbest meslek faaliyeti olup olmadığı, faaliyetin;

-sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilme veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanması,

-bir işverene bağlı olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılması,

-devamlı olması,

Unsurlarını taşıyıp taşımadığına bağlı bulunmaktadır.” açıklamasına,

“1.2. Serbest Meslek Erbabı” başlıklı bölümünde ise; “10. Gelir Vergisi Kanununun 66 ncı maddesinde serbest meslek faaliyetini mutad meslek halinde ifa edenler serbest meslek erbabı olarak tanımlanmıştır. Buna göre, bir kimsenin serbest meslek erbabı olabilmesi için hem serbest meslek faaliyetinde bulunması hem de bu faaliyeti mutad meslek halinde yapması gerekmektedir.” açıklamasına yer verilmiştir.

Ticari faaliyet, bir tür emek-sermaye organizasyonuna dayanmakta olup, kazanç sağlama niyet kastının bulunup bulunmaması, böyle bir organizasyon tarafından icra edilen faaliyetin ticari faaliyet olma niteliğine etki etmemektedir. Ancak, bir faaliyetin ticari faaliyet sayılabilmesi için, kazanç sağlama niyet ve kastı gerekmemekle birlikte, faaliyeti icra eden organizasyonun bütün unsurlarıyla birlikte değerlendirildiğinde kazanç sağlama potansiyeline sahip olması gerektiği ortaya çıkmaktadır.

Yukarıda yer alan hüküm ve açıklamalardan anlaşılacağı üzere; ticari kazançlar esas itibariyle sermaye-emek karışımı bir kaynağa bağlı olarak doğmakta olup bu kaynağa bağlı olarak devamlı bir organizasyona dayanan her türlü faaliyet ticari faaliyet sayılmaktadır. Serbest meslek faaliyetinin ticari bir organizasyon içinde yapılması halinde de sağlanan gelir ticari kazanç sayılmakta ve kazancın tespitinde ticari kazanca ait esas ve hükümler geçerli olmaktadır.

Öte yandan, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 172’nci maddesinde anılan Kanuna istinaden defter tutmak mecburiyetinde olan gerçek ve tüzel kişiler tek tek sayılmak suretiyle belirtilmiştir.

Anılan Kanunun 176’ncı maddesinde ise, tüccarlar defter tutma bakımından; I’inci sınıf tüccarlar, (bilanço esasına göre) ve II’nci sınıf tüccarlar, (işletme hesabı esasına göre) olmak üzere iki sınıfa ayrılmışlardır.

Defter tutma bakımından kimlerin I’nci sınıfa dâhil olacağı hususu Vergi Usul Kanununun 177’nci maddesinde 6 bent halinde, kimlerin II’nci sınıfa dâhil olacağı hususu ise aynı Kanunun 178’inci maddesinde 2 bent halinde sayılmak suretiyle belirtilmiştir.

Ayrıca mezkur Kanunun 182’nci maddesinde yevmiye defteri, defter-i kebir ve envanter defteri bilanço esasına tabi mükelleflerin tutmak zorunda oldukları defterler arasında sayılmış olup, 193’üncü maddede ise işletme hesabı esasına tabi mükelleflerin işletme hesabı defteri tutacakları belirtilmiştir.

Diğer taraftan, Vergi Usul Kanununun 227’nci maddesi gereğince, bu Kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait kayıtların tevsiki mecburi olduğundan, ticaret erbabının 229’uncu madde gereğince, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında, müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere müşteriye ticari bir vesika olarak fatura düzenlemesi gerekmektedir.

Buna göre; söz konusu tercümanlık hizmetinin bizzat tarafınızca verilmemesi nedeniyle, serbest çalışan tercümanlara yaptırdığınız tercüme hizmetinin devamlı bir ticari organizasyon yapısına sahip olduğu anlaşıldığından, bu faaliyet nedeniyle elde edilecek kazancın Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hükümlerine göre vergilendirilmesi, bu faaliyet ile ilgili olarak fatura düzenlenmesi ve Vergi Usul Kanununun 177’nci maddesinde 6 bent halinde sayılan şartlardan birinin taşınması halinde bilanço esasına göre, aksi takdirde işletme hesabı esasına göre defter tutulması gerekmektedir.